Alexander Graham Bell hizmetleri kimdir hayatı     Ömer Hayyam kimdir rubaileri hayatı hasan sabbah     Thomas Edison     Öklid Euclides     Niels Bohr     Şeyh Edebali kimdir hayatı     Stephen Hawking kimdir hayatı     Mimar Sİnan hayatı eserleri kimdir camii     Abdüsselam hayatı kimdir eserleri nobel ödülü     Bill Gates kimdir hayatı microsoft       Öklid Euclides     Thomas Edison     Abdüsselam hayatı kimdir eserleri nobel ödülü     İbni Sina       Michael Faraday     Osman Gazi kimdir hayatı osmanlı devleti       Ebul Iz El Cezeri     Mimar Sİnan hayatı eserleri kimdir camii     Hz Mevlana Celaleddini Rumi hayatı kimdir sözleri     Ömer Hayyam kimdir rubaileri hayatı hasan sabbah     Stephen Jay Gould     Özcan Aydın     Halef İbn Abbas ez Zehravi kimdir hayatı icatları     El Biruni kimdir,biruni hayatı     Battani kimdir hayatı eserleri icatları buluşları     Albert Einstein       Robert Boyle     Nikola Tesla     Marie Curie     John Forbes Nash     İskenderiyeli Hypatia     Robert Boyle     Piri Reis kimdir hayatı denizcilik hava eserleri     İbni Sina     Niels Bohr     Batlamyus Kimdir Hayatı Buluşları Eserleri       El Biruni kimdir,biruni hayatı     Alfred Bernhard Nobel kimdir hayatı     Stephen Jay Gould     Michael Faraday     Cabir bin Hayyan kimdir hayatı eserleri kimya       Bill Gates kimdir hayatı microsoft     Mustafa Behçet Efendi      Nikola Tesla     Piri Reis kimdir hayatı denizcilik hava eserleri  

Katib Çelebi kimdir hayatı kısaca eserleri

 KATİP ÇELEBİ (1608-1656)

Kâtip Çelebi tarih, coğrafya, bibliyografya ve biyografya ile ilgili çalışmalar yapmış Osmanlı âlimi.

1608 (H. 1017)de İstanbul’da doğdu. Babasının adı Abdullah’tır. Babası, Osmanlı devlet ve siyaset adamlarının yetiştirildi. Enderun mektebinde tahsil görerek yetişmiş bir askerdir. Mustafa bin Abdullah, ordu kâtipliğinde bulunduğu için ulema ve halk arasında Kâtip Çelebi diye tanındı. Hacca gittiği ve başmuhasebeci ikinci halifesi olduğu için Hacı Halife ismiyle meşhur oldu. Babası dindar bir kişi olduğu için beş-altı yaşlarında onu ilme teşvik etti. O da İmam Îsâ Halîfe-i el-Kırîmî’den Kur’ân ve tecvid dersleri almaya başladı. On dört yaşına kadar çeşitli hocalarından din ve fen ilimleri tahsil etti.

On dört yaşında Anadolu muhasebesi kalemine kâtip oldu. 1624 yılında babasıyla birlikte Tercan, bir sene sonra da Bağdat Seferi’ne çıktı. Dönüşte babası bir müddet Diyarbakır’da kaldı. 1627-1628’de Erzurum kuşatmasına katıldıktan sonra İstanbul’a geldi ve yaklaşık iki sene, Bağdat Seferi’ne katılana kadar, Kâdızâde’nin derslerine devam etti. 1630 Bağdat kuşatmasında ordunun defterini tuttu. Seferden sonra tekrar İstanbul’a dönerek Kâdızâde’nin derslerine devam etti. 1633–1635 Halep Seferi’nde hacca gitme fırsatı buldu. Dönüşte bir kış Diyarbakır’da kalıp oradaki âlimlerle görüştü. 1635 senesinde Sultan Dördüncü Murat ile Revan Seferine katıldı. On sene kadar çeşitli savaşlarda bulunduktan sonra İstanbul’a döndü ve kendisini tamamen ilme verdi.

A’rec Mustafa Efendi, Ayasofya dersiamı Abdullah Efendi ile Süleymaniye dersiamı Mehmed Efendiden ders aldı ve A’rec Mustafa Efendiyi kendisine üstâd edindi. Bir taraftan kendisi öğrenirken, diğer yandan birçok talebeye ders verdi.

1645’te Girit Seferi münasebetiyle haritaların nasıl yapıldığını, tedkik etti ve bu konuyla ilgili yazılan eserlerde çizilen haritaları gördü. Bu arada memuriyetten ayrıldı ve üç yıl vazife almadı. Bu üç yıl içinde bazı talebelerine çeşitli konularda dersler verdi. Yine bu zaman içinde âni olarak hastalandığı için tedavi çarelerini aramak maksadıyla tıp kitapları okudu. Kalbini kötülüklerden temizlemek, manevî sağlığa kavuşmak için de Esmâ ve Havâs kitaplarını okudu. Din âlimlerine olan aşırı sevgisi sebebiyle devamlı onlarla beraber olmaya çalışırdı. 1648 yılında tekrar memuriyete girdiğinde Şeyhülislâm Abdürrahîm Efendinin en yakın arkadaşlarından oldu ve pek çok eserini bu yıllarda yazdı.

Kâtib Çelebi 1656 senesinde vefat etti. Kabri, Vefa’dan Unkapanı’ndaki Mahmudiye (Unkapanı) Köprüsüne inen büyük caddenin sağ kenarındadır.

Kâtip Çelebi çalışkan, iyi huylu, vakarlı, az konuşan, çok yazan biri olarak bilinir. Arapça, Farsça yanında Lâtince’yi de bilirdi. Osmanlı Devleti’nde batı ilmiyle en fazla ilgilenen, doğu ilmiyle mukayesesini ve sentezini yapan ilk Türk ilim adamlarından biridir.




Adınız  
Yorum Yap
 


misafir Feb 14 2016 10:46AM
www.bilim-adami.com

Cok guzel olmus tsk:-)c