Alexander Graham Bell hizmetleri kimdir hayatı     Ömer Hayyam kimdir rubaileri hayatı hasan sabbah     Thomas Edison     Öklid Euclides     Niels Bohr     Şeyh Edebali kimdir hayatı     Stephen Hawking kimdir hayatı     Mimar Sİnan hayatı eserleri kimdir camii     Abdüsselam hayatı kimdir eserleri nobel ödülü     Bill Gates kimdir hayatı microsoft       Öklid Euclides     Thomas Edison     Abdüsselam hayatı kimdir eserleri nobel ödülü     İbni Sina       Michael Faraday     Osman Gazi kimdir hayatı osmanlı devleti       Ebul Iz El Cezeri     Mimar Sİnan hayatı eserleri kimdir camii     Hz Mevlana Celaleddini Rumi hayatı kimdir sözleri     Ömer Hayyam kimdir rubaileri hayatı hasan sabbah     Stephen Jay Gould     Özcan Aydın     Halef İbn Abbas ez Zehravi kimdir hayatı icatları     El Biruni kimdir,biruni hayatı     Battani kimdir hayatı eserleri icatları buluşları     Albert Einstein       Robert Boyle     Nikola Tesla     Marie Curie     John Forbes Nash     İskenderiyeli Hypatia     Robert Boyle     Piri Reis kimdir hayatı denizcilik hava eserleri     İbni Sina     Niels Bohr     Batlamyus Kimdir Hayatı Buluşları Eserleri       El Biruni kimdir,biruni hayatı     Alfred Bernhard Nobel kimdir hayatı     Stephen Jay Gould     Michael Faraday     Cabir bin Hayyan kimdir hayatı eserleri kimya       Bill Gates kimdir hayatı microsoft     Mustafa Behçet Efendi      Nikola Tesla     Piri Reis kimdir hayatı denizcilik hava eserleri  

Halef İbn Abbas ez Zehravi kimdir hayatı icatları

 Ebu’l-Kasım künyesiyle Milâdî 930’da Endülüs medeniyetinin merkezi olan Kurtuba’ya yakın ez-Zehra kasabasında dünyaya gelmiştir ve muhtemelen ismini de doğduğu bu kasabanın ismine atfen almıştır.

930’da başlayıp 1013’te son bulan 83 yıllık ömründe özel hayatına dair teferruatlı bilgiler vermemesine rağmen, ortaya koyduğu eser ve çalışmalar hakkında çok geniş bilgiler bırakmıştır. Avrupalılar tarafından genellikle Abulcasis ve Albucasis olarak ün kazanan Zehravî, Endülüs Emevilerinin bir kültür merkezi olan Kurtuba’da eğitim ve öğrenimini görmüş, burada kurulan okulda birçok ünlü bilim adamıyla birlikte tıp ilmini, o dönemin büyük ustalarından olan İbn-i Cülcül, Ebu Bekir er-Razî, İbnü’l-Cezzar el-Kayrevanî gibi ilim adamlarından almıştır. Bu eğitim ve öğretim ile hem teorik, hem de pratik anlamda kendisini çok iyi yetiştirdiği gibi, yanında da değerli birçok ilim adamı yetişmiştir. Ayrıca tıp ilminin yanında fizik, matematik ve astronomiyle de ilgilenmiş, kendini geliştirmiş ve hattâ ilim meclislerinde bu ilimlerle ilgili münazaralara katılmıştır. Yaptığı çalışmalarla modern cerrahinin öncülüğünü yapan ez-Zehravî, tıp ilminde hem teorik, hem de pratik olarak uzmanlaşınca, kendisini çok genç yaşta saray doktoru olarak Emevî sarayında bulmuştur. Önce Halife Üçüncü Abdurrahman, sonra da Halife İkinci el-Hakem dönemlerinde sarayın özel doktorluğunu yapmıştır. Bu iki halife de ilme verdikleri destek ve himaye ile ez-Zehravî’nin zirveye çıkmasında çok önemli rol oynamıştır. Bütün hayatını tıbbî ilimlere ve eczacılık sahasındaki çalışmalara veren ez-Zehravî, 10. asrın en ünlü cerrahlarından olmuştur. Dr. Cambell, ez-Zehravî’nin tıp ile ilgili prensipleri için “Avrupa tıp müfredatındaki Galen’in ilkelerini geride bırakmıştır.” diyerek onun büyüklüğünü itiraf etmiştir. İnsaf sahibi Batılı bilim adamları, bu bilgilerin İslâm dünyasından (Emevîler) cihana yayıldığını da itiraf etmişlerdir.

Evet, burada ez-Zehravî’nin şahsında şekillenen ancak 8. asırdan başlayarak Avrupa Rönesansı’na gidecek asırlarda yol haritalığı yapanlar, İslâm Dünyası’nın bu çağlar aşan ilim adamları idi. Öyle ki, o dönemin onlarca ilim adamı, M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin de ifadesiyle, “..didik didik ediyordu eşya ve hâdiseleri durup dinlenme bilmeden: Çağdaşları her şeyi uzaktan uzağa seyrededursun, o her gün yeni yeni tespitleriyle yürüyordu varlığın özüne ve özlerin de özüne doğru… O her zaman yeni bir şeylere ulaşma peşindedir; ufku, hedefi ve imkânlarının fersah fersah önünde, ilim ve irtifaı en yüksek uçanlardan daha yüksek; sermayesi bir damla olduğu durumlarda dahi gözlerinde her zaman engin deryaların o mehabetli görüntüleri; kanatlarını ümitle açar-kapar ve bu uzun yolculukta tek kuruş sermayeye sahip olmasa da, dünyanın hazinelerini ayaklarının altında hissediyor gibi yürür hedefine. Evet bunların insanlığa armağan ettikleri eserler çağları aşacak nitelikte ve Batı Rönesansı’na öncülük yapacak mahiyettedir.” 1

Esasında ez-Zehravî’ yi günümüze kadar taşıyan şey, tıp ilminin farklı yönlerini içine alan ve 30 makale, 200 şekil ve yaklaşık 1.500 sayfadan oluşan iki ciltlik Kitabu’t-Tasrif Limen Aceze Ani’t-Te’lif adlı tıp ansiklopedisi mahiyetindeki eseridir. Ayrıca üzerinde çalıştığı ihtisas alanları ve bunlarla ilgili icat ettiği tıbbî âletlerle de ilmî şöhretini artırmıştır. Bu çalışmalarıyla hem çağına, hem de kendisinden asırlarca sonra gelen bilim adamlarına ve onların yaşadığı asırlara öncülük etmiştir.

Zehravî’nin yazmak için tam elli yılını verdiği yukarıdaki eseri uzun yıllar gerek İslâm dünyasında, gerekse Orta Çağ Batı dünyasında cerrahî alanında hep başeser olarak kalmış, üzerine yeni bir eser yazılamamıştır. Özellikle cerrahî alanında ilk kitap olan bu büyük ansiklopedik eser, çok önemli bir kaynaktır ve hem Doğu’da, hem de Batı’da klâsik eserler arasına girerek yaklaşık 300 yıl, Avrupa’da tıp müfredatının bir parçası olmuştur. Zehravî, bu eserinde tıbbî etikle yoğrulmuş bir tıp modeli sunmuş ve tıbbî uygulamaları simyadan, felsefeden ve ilâhiyattan da ayırmıştır.

Uzmanlık alanları ve icat ettiği âletler
İslâm dünyasının en büyük cerrahı ve anatomisti olan ez-Zehravî, uzmanlık alanlarını ve cerrahide kullandığı 200 kadar âleti, yazdığı eserinde resimlerini de çizerek teferruatlı olarak anlatmıştır. Böyle bir üslûp o güne kadar hiç kullanılmamıştır. Zengin muhtevası ve yeni üslûbundan dolayı yazdığı bu eser, asırlar boyu tıp ilmi ile uğraşan doktor ve cerrahların bir başvuru kaynağı olmuştur.

A- Dahiliye ve genel cerrahîdeki yenilikleri
Modern cerrahinin öncüsü olan ez-Zehravî, cerrahideki ilk ve orijinal büyük buluşları gerçekleştirmiş, böylece cerrahlığı müstakil bir ilim hâline getirmiştir ve böylelikle Müslüman cerrahların da öncüsü sayılmıştır. Tarih, şiir, hadîs ve mantık konularında yaklaşık yüz adet kitap yazan ve 994-1064 yılları arasında yaşayan İbn Hazm’ın ifadelerine göre, ez-Zehravî mesleğinde zamanının en verimli ve en ciddi şekilde çalışan doktoru idi. Meşhur fizyolojist Halen’e göre de onun eserleri 14. asırdan önce yaşamış bütün cerrahlar için yegâne kaynak idi. Avrupalılar asırlarca onun eserlerini incelemiş, faydalanmış ve bunlara dayanarak yeni icatlar yapmışlardı. Yani ez-Zehravî, kendi devri içinde yapılması imkânsız gibi görülen uzmanlık alanlarındaki birçok ameliyatı gerçekleştirmiş ve tıp ilmine büyük katkılarda bulunmuştur. Dahiliye ve genel cerrahide yaptığı yeniliklere bir göz atılırsa; 

1- Tıp dünyasında çok dikkat çekici bir hastalık olan hemofiliyi (kanarca) ayrıntılı olarak tanımlayan ilk hekimdir.

2- Ameliyatlarda kanın akmasını önlemek için damar dikimi ile damarları birbirine birleştirmeyi, böylece bu usûlle kanamayı önlemeyi ez-Zehravî bulmuştur. Fakat ondan 6 asır sonra ( l6. asır) gelen Fransız doktoru Ambroise Pare bu uygulamayı bulduğunda büyük bir kâşif olarak lanse edilmiş ve ez-Zehravî’den ne yazık ki hiç bahsedilmemiştir.

3- Diğer bir önemli buluşu da ameliyat ipliği olarak kedi bağırsağını kullanmasıdır ki, bu uygulama günümüz cerrahları tarafından da (kat-kut diye tâbir edilir) çok yaygın olarak kullanılmaktadır. 

4- Eklem iltihaplarının tedâvisini de yine ilk defa gerçekleştiren ez-Zehravî olmuştur.

5- Böbrek ve mesanede oluşan taşları ameliyatla çıkarma metodunu ilk kez ez-Zehravî bulmuştur. İdrar yollarında sonda kullanmayı gerçekleştiren de ilk o olmuştur.

ez-Zehrâvî’nin”et-Tasrif Limen Aceze Ani’t-Te’lif” adlı eserinin Latince çevirisinden bir sahife


6- Akciğer iltihaplanmaları üzerinde çalışarak, ilk kez ameliyatla göğsü yarıp dağlama yoluyla tedavi etmeyi başarmıştır.

7- İlk kez fıtık ameliyatını yapan da ez-Zehravî’dir.

8- İlk kez karaciğer hastalıklarını teşhis etmesi, ağız yaraları ve şişmeleriyle ilgili tedavilerde de başarılı olması, nereden bakılırsa bakılsın kendi dönemi için çok önemli bir çalışma olarak kaydedilmiştir.

9- O zamana kadar tek bir hastalık olarak bilinen guatr ve tiroid bezi kanserini ayrı ayrı tarif eden ve teşhis koyan da ez-Zehravî’dir.

10- Bunun yanında yaraların cerahat toplamasından, apselerin boşaltılmasından ve yüz sivilcelerinin tedavisinden de ilk bahseden kişi olmuştur.

11- Hemoroid hastalığı ve çocuğun sünnetiyle ilgili bilgileri de yine ez-Zehravî vermiştir. 

12- Bunun yanında göğüs kanserinin ameliyatla nasıl tedavi edileceğini de ilk o göstermiştir. 

13- Ameliyat sonrası dikiş izlerini en aza indirmeye çalışması bugünün estetik cerrahisine ışık tutmuştur. Yani ilk estetik ameliyatı yapan da ez-Zehravî’dir.

18. asırda İngiliz doktor Percival Potti, omurilik tüberkülozları ve artrit ile ilgili teşhis ve tedâvi usûllerini kamuoyuna “Potti” adı ile duyrulurken, ez-Zehravî tam 8 asır önce bunun tedavisini yapmıştır.

Zehravî’nin bu uzmanlık alanında icat edip kullandığı, orijinalliği ile de doktorların hayranlığını uyandıran ameliyat âletlerini ilk defa sterilize ettiğini de unutmamak gerekmektedir. Ayrıca bu cerrahî âletlerini ilk defa sistematik olarak sınıflayan da ez-Zehravî’dir. Meselâ “boru-bıçak” adı verilen ve ince bir boruya benzeyen âleti, kurşun kaleme benzeyen ucu biraz toparlak, pürüzsüz ve kaygan bir âleti, deriyi ameliyat anında tutmaya yarayan çok sivri ve üç uçlu uzun saplı çapaya benzeyen bir âleti, çıban ve şişlerin çıkarılmasına yarayan âleti, tırtırlı ve sivri demir testereye benzeyen âleti, eklem ameliyatları için ucu eğri bıçağa benzeyen âleti, kan ameliyatlarındaki “kürle dikişi” denen sekiz dikişi, tek ipliğe geçirilen iki iğneli dikiş usûlünü, kedi bağırsağından imal edilen ameliyat ipliğini, bütün dikişlerde ve özellikle karın boşluğu altındaki cerrahî müdahalelerde havsalanın yatakta dik ve yüksek tutulmasını ilk defa o uygulamış ve bütün bunları tıp dünyasına miras bırakmıştır. Fakat bunları 20. asır başlarında Alman cerrah Frederick Trendelenberg’in kullandığı sanılmıştır. 

B- Ortopedik cerrahideki yenilikleri
1- Dünyanın ilk ortopedi cerrahı da olan ez-Zehravî, bu bilim dalında çok önemli buluşlara imza atmıştır. Buluşları tam 10 asır boyunca, yani 20. asır başına gelinceye kadar hep Batılı bilim adamlarınca yeni bir buluş diye ortaya atılmıştır. Yaptığı ameliyatlar ve geliştirdiği ameliyat usûlleri, Batı’da 500 yıl boyunca cerrahî tekniğinin en üst seviyesini temsil etmiştir. İlk dizkapağı ameliyatını gerçekleştirmiştir.

2- Çıkan omuzu yerine koyma tekniğini de o bulmuştur ve günümüzde bu teknik hâlâ aynı şekilde uygulanmaktadır.

3- Kırık ile ilgili yaraların bakım ve tedavisinde alçı sargısından bir pencere açarak yarayı tedavi ve kontrol etmeyi de ilk o geliştirmiştir.

4- Bunun yanında omurilikte meydana gelen zedelenme ve kırılmalardan dolayı oluşan felç ve kısmî felçleri de ilk defa ez-Zehravî tedavi etmiş ve dünya tıbbının ayakta durması adına mühim bir miras bırakmıştır.

C- Kadın hastalıkları ve cerrahi
Zehravî’nin dönemine gelinceye kadar cerrahiyle ilgili eser yazmaya kimse yanaşmıyordu. Çünkü ameliyatlardan sonra hastanın bakımı zordu ve ölüm oranları fazla oluyordu. Bundan dolayı, doğrusu ameliyat yapmaya da hekimler cesaret edemiyorlardı. Neticede cerrahî sahada eserler de yazılmıyordu. İşte böyle bir zamanda ez-Zehravî ortaya çıkmış ve meşhur eserini kaleme almıştır. Başta İstanbul kütüphanelerinde olmak üzere et-Tasrif’in 86 yazma ve basma nüshası vardır. Eser ilk defa 12. asırda Cremonalı Gherard tarafından Lâtinceye tercüme edilmiş, sonra İbraniceye ve Provençalcaya çevrilmiştir. Bu eser, 18. asırda Fransa’ya girmiş, yüzyıl boyunca Fransa’da tıp cerrahisine hâkim olmuş ve böylece ez-Zehravî Hipokrat ve Galen ile birlikte anılmaya başlamıştır. 

1- Kadın hastalıklarıyla ilgili yeni usûller ve metotlar bulan ez-Zehravî doğumun kolay olması için ilk defa yeni teknikler uygulamıştır. Doğum sırasında bebeğin ters gelmesi ciddi bir problem olarak hekimleri endişelendirirken, ilk defa ez-Zehravî bu duruma müdahale etmeyi tavsiye etmiştir. Tavsiye edilen bu usûl, doğum için oldukça faydalı ve doğumu kolaylaştırıcı mahiyettedir. Ancak ez-Zehravî’nin tavsiye ettiği bu metodu uygulamaya tam 900 yıl sonra gelen Stuttgart’lı jinekolog Walcher teşebbüs edebilmiştir. Zehravî’nin ismini hiç kullanmadan maalesef bu buluşa da “Walcher buluşu” denmiştir.

2- Rahimlerde meydana gelen şişme ve urların tedavisiyle ameliyatını da ilk kez ez-Zehravî yapmış ve rahim kanseri ile ilgiliçok mühim bir çözümü miras bırakmıştır. Bu alanda icat ettiği ve kullandığı âletler ise; doğum ve rahim ameliyatları için makaslar, huniler, aynalar; çift uçlu, burgulu, kaşığa benzeyen ve çok ince uçlu, çatal uçlu bıçaklar; sapan ucuna benzeyen, uzun ağızlı, dişli, penseye benzeyen çatallar; yeni doğan bebeklerin idrar zorluğuna karşı, çok hassas ve ince ameliyat âletleridir. 
 

 

D- Diş cerrahisindeki yenilikleri
Zehravî’nin doğduğu yer olan Kurtuba, dönemi itibariyle medeniyet dünyasının merkezi konumundaydı ve burada kaleme alınan et-Tasrif, Batı’nın Orta Çağ dünyasına tamamen hâkim olmuştu. Bütün hekimlerin bir başvuru kaynağı durumunda olan et-Tasrif, asırlarca Salerno, Montpellier ve diğer Avrupa ülkelerinde ders kitabı olarak okutulmuştu. Başta da ifade edildiği üzere İtalyan ve Fransız cerrahlar üzerinde de tesirli olan bu eser, böylece ez-Zehravî’nin ve çalışmalarının modern döneme kadar yaşamasını sağlamıştı. et-Tasrif in yapılan bu tercüme ve çevirilerle tıp kamuoyuna girmesi Batı’da daha da geniş bir yankı uyandırmasını sağlarken, Orta Çağ bilim adamlarından sayılan Fransız Guy de Chauliac’da, ez-Zehravî’den faydalandığını ifade etmiş ve eserinin en az 200 yerinde ez-Zehravî’den bahsetmiştir. Zehravî’nin ağız sağlığı ve diş bakımı ile ilgili çalışmalarına gelince;

1- Diş çürüklerinin cerrahî usûllerle çekilmesi ve çekimden sonraki tedâvi usullerini de ilk defa o bulmuştur.

2- Problemli diş meselesini, protez anlamında çözmek için iki diş arasına orta kalınlıkta bir altın ip bağlayarak halletmiş ve böylece dişlerde protez kavramını getirmiştir.

3- Aynı hizada olmayan ve deforme olmuş dişlerin problemlerini ve bunların nasıl düzeltileceğini ele almıştır.

4- Sığır dişlerinden yapay diş hazırlama ve bunlarla kusurlu olan dişleri değiştirme tekniği de ona aittir. Tıp dünyasında çok dikkat çekici bulunan bu alandaki âletleri şunlardır: Ağızda kırılan dişi ve diş köklerini çekmek için 10’a yakın âlet; dişleri törpülemek ve çekme sırasında rahat çalışmak için 7-8 çeşit âlet; toz hâlindeki ilâcı boğaz ve dişetlerine ulaştırmak için, ince ve uzun bir huniye benzeyen âlet.

E- Kulak-burun-boğaz ve göz cerrahisindeki yenilikleri
13. asır sonlarında Fransız doktor Lonfrange, ez-Zehravî’nin eserini detaylarıyla inceleyip, yukarıda anlatılan gerçekleri görünce ülkesinin doktorları için, “Bunlar kendi konularını bile bilmeyen cahil adamlardır. Aralarında doğru dürüst operasyon yapabilecek tek bir cerrah bile yoktur.” diyebilme faziletini göstermiştir.

1- Zehravî, kulak, burun, boğaz ve göz hastalıklarının teşhisini ve tedavisini de yapmıştır. Batı dünyası 19. asır başlarında bile henüz göz ve diş hastalıklarıyla ilgili bilgilerden yoksun iken, ez-Zehravî asırlarca önceden bunların tedavisini yapıyordu. Buradaki uzmanlık alanlarıyla ilgili kullandığı âletler bugünkülere çok benzemektedir. Bu âletler tıp tarihinde çok ilgi görürken ilim adamları bunları görüp inceleyince hayranlıklarını gizleyememişlerdir. Bu âletlerden bazıları şunlardır: boğaza takılan cisimleri çıkarmak için iğneye benzeyen âlet; dili bastırmaya yarayan geniş ve düz kaşığa benzeyen âlet; bademcik ameliyatlarında kullanılan kartal gagasına benzeyen ucu dişli ve eğri makas; iki ağzı yuvarlak, kapandığı zaman tam daire oluşturan makas; göz ve katarakt ameliyatları için saplı, ok uçlu, çok sivri uzun makas; ince bıçak ve ucu hilale benzeyen uzun saplı âlet; kulak temizliğinde kullanmak için şırınga; kulak içine giren cisimleri çıkarmak için cımbız.

F- Eczacılık alanındaki çalışmaları
Zehravî’nin eseri et-Tasrif, Fatih zamanında da Amasya Hastahanesi Başhekimi Sabuncuzâde Şerafettin tarafindan bazı ufak tefek ilâvelerle birlikte Türkçeye, Cerrahiye-i İlhaniye adıyla nakledilerek istifadeye sunulmuştur. Bütün bunların yanında kitabında eczacılıkla ilgili çok ayrıntılı bilgiler veren ez-Zehravî, eserinde insan vücudunun bütün organlarının anatomisini ve gördükleri vazifeleri anlatırken, bunun yanında hastalıkların çeşitlerinden, belirtilerinden ve tedâvi usûllerinden de bahseder. Zehravî, ilâç yapımında damıtmayla ilgili olarak ilk defa kömürü kullanan kişi olarak da tarihe geçmiştir.

1- İlâçların faydalarından, özelliklerinden ve terkiplerinden bahsetmektedir. Hangi ilâcın hangi hastalığa iyi geleceğini anlatmıştır. Ağrı kesici ilâçlardan, kusturucu, kalb, şişmanlık ve zayıflık, mide ve bağırsakların temizlenmesi, kanın sulandırılmasında kullanılan ilâçlardan bahsettiği gibi, panzehirlerden ve zehirlere karşı kullanım tariflerinden, ishal ve kabızlığı giderici, sara, felç, yüz felci ve nezle, diş ağrısı, soğuk algınlığı, hemoroit, kulak ağrısı ve göz hastalığına iyi gelen ilâçlara, diş ve diş eti, göğüs hastalığı, astım, nefes darlığı, ses kısıklığı, öksürükle ilgili ilâçlara varıncaya kadar bahsetmektedir.

2- Ayrıca ilâçların isimlendirilmesinden ve son kullanım tarihlerinden bahsederken eczacılığa önemli bir fayda sağlamıştır.

3- İlk defa tabletler üzerine ilâcın ismini yazan da ez-Zehravî’dir. 

4- Zehravî hastanın yemesi gereken gıdalardan, ilâçların nasıl saklanması gerektiğinden ve koruyucu hekimlikten de bahsetmiştir.

Bir zamanlar, tabiî ilimlerin hemen her sahasında, gerek ez-Zehravî’nin muasırları gerekse ondan önce veya sonra yaşamış olan büyük dehalar, varlığı didik didik etmiş ve kendilerinden sonra gelen insanlığa büyük bir ilmî miras bırakarak insanlığın karanlıkta kalmasına engel olmuşlardır. 


Kaynaklar
1 İlim ve Araştırma Aşkı, Sızıntı, Sayı 305, Sayfa 210.
2 Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, İslâm Tıp Tarihi, S. 307-320, İst., 2004. 
3 Colin A. Ronan, Bilim Tarihi, Tübitak Yayınları/Akademik Dizi l., İst., 2003.
4 İslâm Ansiklopedisi, TDV yay., c. 4, s. 87-90, İst., 1994.
5 Şaban Döğen, Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi, s. 306-309, İst., 1987.
6 M. F. Gülen, Beyan, Nil yay., s. 27, İzmir, 2004.
7 Gökhan Özdemir, Ortaçağ Cerrahisinde Müslümanların Yeri, Sızıntı, c. 3, s. 267-268.
8 Selim Çaldıranlı, On Asır Yaşayan Hekim, Ebu’l Kasım ez-Zehravî, Sızıntı, c. 6, s. 70-73.
9 www.davetci.com 
10 www.beyan.com.tr 
11 www.medinfo.hacettepe.edu.tr 
12 www.atominsan.com 
13 www. dentalgazete.com




Adınız  
Yorum Yap
 


hufeofuor May 1 2017 2:05PM
www.bilim-adami.com

lan o şerefsiz adamın adını utanmadan burda nasıl m.fetullah hocaefendi diye geçirirsiniz ya utanmadan!!!!!!!!!!!!!!!!! onca Şehid verdik o şerefsiz yüzündensilin gitsin şu siteyi



uglrofguıow May 1 2017 2:07PM
www.bilim-adami.com

doğru söylüyon